« Günbatımını Dünyanın 8. Harikası’nda İzlemek… | Main | Bayramda Dubai! »

Wednesday, 13 October 2004

Şehrin ortasında sıcacık bir Cennet: Cihangir'de Smyrna

Smyrna
Bu şehri ne kadar sevdiğimi herkese ve bulduğum her fırsatta anlatırım, beni tanıyanlar bilirler. Sabahları 08:15 vapurundan indiğimde deniz kenarında şöyle bir durup ben bu şehri seviyorum diye düşünürüm. İstanbul'a soğuk havalar da çok yakışıyor, puslu bir havada; bu kadar güzel görünen başka şehre bir rastlamadım. Dün İstanbul bir anda buz gibi bir havaya ve yağmura teslim oldu. Haftasonu tshirtlerimizle gezerken dün sabah acele ile naftalin kokan montlarımızı geçiriverdik üstümüze. Bütün gün koşuşturdum oradan oraya ve akşam canım bir yerlere gitmek istedi. Tam bir mekan gurusu olan arkadaşım Pelin'i aradım ve Taksim'de buluşmak için sözleştik. Ama bu sefer benim programım hazırdı. Geçen hafta Malatya yolculuğum sırasında okuduğum dekorasyon dergisinde gördüğüm ve orada olmalıydım diye iç geçirdiğim Smyrna Cafe'yi aradım ve rezervasyon yaptırdım. Ve Pelin'i de takıp koluma verdim elimi Cihangir'e...
Çocukluğumuzdan beri hep duyar, ara sıra da gideriz Cihangir'e. Hatırlıyorum ünlüler kahvesinde reklam sektörü ile ilgili bir iş görüşmesi yapmış, mekanın ve etrafta oturan tanıdık yüzlerin etkileyiciliği ile hemen olur demiştim. Reklam dünyası maceram kısa sürdü ama sayelerinde Cihangir'e sık gidip gelmeye başladım. Ama son 2 yılda Cihangir'deki değişim inanılmaz. Hepsi birer zevk ürünü sıcacık mekanlar ile eşsiz bir uğrak yeri oldu. Aynı zamanda İstanbullulaşma macerasında bir okul gibi.
Smyrna3
Gelelim Smyrna'ya; o soğuk havada kapısından girdiğiniz anda dekorasyonu ve içerideki insanlar ile yüreğinize bir el dokunuyor. Rahmetli dedemlerin evi geldi bir anda aklıma, kadife koltukları ve sandalyeleri görünce. Bize öyle bir masa hazırlamışlar ki, kırmızı iki kadife koltuk karşılıklı, ortada ahşap antika bir masa ve koltuklar ile aynı renkte çiçekler. Menüler geldiğinde; uzun süre seçim yapamıyoruz o güzel başlıklar arasından. Ve sonunda oradan buradan bir sürü sipariş veriyoruz. Falafel konusunda çok iddialılar! Türkiye ve yurtdışında pek çok kez Falafel yedim ama Smyrna'nın tadını ve sunumdaki inceliği hiçbiryerde bulamadım. Bize çok güzel ev sahipliği yaptıklarını belirtmeliyim. Yemek bitiminde hesabı istediğinizde masaya gelen otobüs şeklindeki metal kalem kutusu gerçekten yürek sızlatır. İlkokulda çoğumuzun uzaktan iç geçirdiklerimizden...
Bu aralar bir alışkanlık yerleşti bize. Keyifle yemeklerimizi yedikten sonra birbirimize şöyle soruyoruz: "Kahvemizi başka bir yerde içelim mi?" Kahve sohbetimiz, kimbilir yarın ya da yarından yakın.

Not: Yanımda bir fotoğraf makinem olmadığı için resimler size www.smyrnacafe.com sitesi sayesinde ulaşabildi, teşekkürler

Comments

Asude'nin kaleminden dökülen bu sıcacık duyguları aynen paylaşıyorum. Çok keyifli bir mekan... Yemekler gayet lezzetli...
Yolunuz düşerse mutlaka Smyrna'ya uğrayın!
(Unutmadan; Cem Yılmaz da mekanın müdavimlerinden diye duydum. Benden söylemesi :)

Post a comment

If you have a TypeKey or TypePad account, please Sign In

Yazar Hakkinda...

Neler mi Okuyorum?

  • anthony bourdain: mutfak sırları
    "aşçılık dünyasından mahrem maceralar"
  • Yılmaz Karakoyunlu: Ezan Vakti Beethoven Perize
    Fonda ihtilal Türkiye'si, perdede Aşk... (****)
  • Saffet Emre Tonguç & Fatih Türkmenoğlu: Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 Yer
    Bir başucu ve sırt çantası kitabı. Acaba nereye gitsek sorularına 101 eşsiz yanıt

Neler mi Tadıyorum?...

  • ofiste ;) ofis 3 5
  • Pelit Pastanesi'nde Ekpa

copyright © 2004-2007