360 derece İstanbul
İstanbul az önce gün ile vedalaştı ve gece ile kucaklaştı. Ben şimdi Kız Kulesi’nin en üst katında İstanbul ve mavilerin, lacivertlerin kavuşmasını izliyorum. Yine İstanbul, yine İstanbul diyeceksiniz ama, böyle bir şehirde yaşayıp da onu dilimden düşürmemem mümkün mü?
Gece olunca; çirkinliklerin, düzensizliklerin üzeri koyu renk örtüler ile örtülüyor. Gece olunca; yanan ışıklar ateşböcekleri gibi gözünü okşuyor insanın. Sahil yollarında seyir halindeki arabalar ışık oyunları oynuyor size.
Aylardan Ramazan olunca; camiler gerdanlıklarını takıyor. Vapurlar, karanlık denizin ortasında Üsküdar’dan Beşiktaş’a, Beşiktaş’tan Kadıköy’e, Kadıköy’den Eminönü’ne nazlı nazlı, ufacık yanan kandiller gibi süzülerek ilerliyor. Şu anda ben bu satırı yazarken kağıda bir ışık vurdu, başımı kaldırdığımda yanıbaşıma bir kandil bırakıldığını gördüm ve gülümsedim.
Dolmabahçe Sarayı o kadar ihtişamlı ki şu anda. Boğaz Köprüsü, hep aynı bildik tanıdık köprü. Işıklar üzerinde öylece asılı kalmış. Asya’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Asya’ya geçme arzusunda telaşlı yürekler bekleşiyor üzerinde.
Üsküdar Selimiye Camii’nin ışıklarına gözüm dalmış gitmişken, Seyir Bar’da çalan şarkı geliyor kulağıma. Denizin ortasında olduğumu hatırlatırcasına; “My heart will go on”…
Galata Kulesi’ni görebilmek için sandalyemde doğrulup biraz öne eğilmem, başımı azcık ileri uzatmam lazım. Topkapı Sarayı’nı görmek, Sultanahmet ve Ayasofya’nın ışıl ışıl silüetleri ile nefesimin kesilmesi için sandalyemde şöyle bir geriye yaslanıp, başımı sola doğru çevirmem yeterli.
Şöyle aniden başımı geriye atacak oluyorum ki, karşımda Haydarpaşa Garı.
Hatta barmenden bir jeton alıyorum; çıkıyorum balkona, dürbüne jetonu atıp dayıyorum gözümü merceğe.
Galata Köprüsü geliyor parmaklarımın ucuna. Ahırkapı Fenerini kollarımla sarabiliyorum. Adım atsam köprüde yürüyebilirim.
İstanbul’u 360 derece gözlerime yazabiliyorum.
sayın Asude Hanım çok içten yazdığınız bu yazılarınızdan dolayı tebrik ederim sizi.yazılarınızın devamını bekliyoruz
Not:Çekirge...
Posted by:ismail musaoğlu | Friday, 12 November 2004 at 03:48 PM