« Hacı Baba Şeker Parayı Cepten Çeker | Main | Viyana Bolum I »

Friday, 26 November 2004

Sanırım Bu Kente Aşığım

Istanbul_2

  Yıllardır düşünüyorum ama geçen akşam Ortaköy’de arkadaşımla yemek yerken gördüğüm manzara ve yanağımı okşayan rüzgar bana kararımı verdirtti. Evet ben İstanbul’a aşığım. Her günümün, her cümlemin, her duygumun içine biraz İstanbul tozu serpmeden yaşayamıyorum. Bu kentin sokaklarından sözederken gözlerim doluyor, uzaktayken neşelenebilmek için bu kenti düşünüyorum. Kalabalığını, düzensizliğini, çarpık yapılaşmasını, bir kavganın içinde oradan oraya koşuşturan asık yüzlü insanlarını, saatlerce içinde boğulduğumuz trafiğini özlüyorum.

Galata köprüsünde balık tutanların arasından yürümeyi…

İstiklal Caddesi’ni bir boydan bir boya tramvay ile geçmeyi…

Kadıköy’de simit yemeyi…

Ulus pazarının o mahşeri kalabalığında pazarlık yapmayı…

Eyüp’te Kadın Eserleri Kütüphanesi’ne gitmeyi…

Kuruçeşme’de Aşşk Cafe’de kahvaltı etmeyi…

Kapalıçarşı’yı ve Havuzlu Kahve’yi…

Bebek’te sabah yürüyüşleri yapmayı…

Kavak’ta balık yemeyi…

Balat’ın o düzensizliği, düzen edinmiş sokaklarında dolaşmayı…

Istanbul7_4

Tarihi eski galata köprüsünün iskeletinde ayaklarımı sarkıtıp Haliç’i izlemeyi…

Her biri inancın evleri olan; Eyüp Sultan’da, Fener Rum Patrikhanesi’nde; …. Kilisesinde el açıp dua etmeyi…

Heybeliada’da faytonla dolaşmayı…

Beyoğlu’ndaki pasajlardan alışveriş yapmayı…

Kadıköy’deki sanatkarlar Sokağı’nı…

Galata Mevlevihanesi’nde sema töreni izlemeyi…

Salacak’ta çay içmeyi…

Kız Kulesi’nin balkonundan 360 derece İstanbul’u izlemeyi…

Tarihi Moda İskelesi’ni…

Kilometrelerce uzunluktaki Bostancı Sahil yolu’nda spor yapmayı…

Büyükada’da midye & ekmek yemeyi…

Sultanahmet’de kurulan Ramazan Çadırlarını…

Pierre Loti’de çay içmeyi…

Emirgan’daki Tarihi Çınaraltı’nı…

Ortaköy’deki elişi tezgahlarını dolaşmayı…

Beyazıt’taki sahafların o kendine has kokusunu…

Rahmi Koç Müzesi’ni, sarayları, stadları, çarşıları…

Kısaca İstanbul’u özlüyorum…..

Not: Bu yazı karayolu ile yapılan bir Malatya seyahatinin 13.saatinde yazılmıştır. İstanbul’u ne kadar özleyebileceğimi siz düşünün...

Not: Fotoğraflar için emektar fotoğraf makineme sonsuz teşekkürler.

TrackBack

TrackBack URL for this entry:
http://www.typepad.com/t/trackback/85541/1462358

Listed below are links to weblogs that reference Sanırım Bu Kente Aşığım:

Comments

Sevgili Burcu,
Bu ay İstanbul Life dergisindeki ropörtajında Ajda'ya sordular: "İstanbul bir sevgili olsaydı onu elde etmek için ne yapardınız?" Yanıtı mı; "Evliysem kocamı boşardım, meşhursam şöhretimi bırakırdım, herşeyimi feda ederdim". İşte şehr-i İstanbul...

evet bende Istanbula asigim. Yurt disinda oldugum icin ancak senede yada iki senede bir gorebiliyorum askimi. Cok ozluyorum herseyini... Fazla tanimasamda heryerini dunyanin en guzel sehridir Istanbul.

Satırların özleminizi arttırdığını bilmek bazen yüreğimi burkuyor ama yine de zaman zaman yüzünüzde tebessümler yaratmak tek amacım. Ben de birkaç ay sonra buraları bırakıp çok uzaklara gideceğim. O zaman özlem çekenler grubunda bir de ben olacağım. Ama olsun sevmek, paylaşmak, koklamak güzel. Sevgiyle kal.

Hep söylediğim bir şey var. Eğer kendimizi işe, hayatın sıkıcı yoğun koşuşturmasına kaptırırsak ve çarkların arasında öğütülmeyi kabul edersek, buna ileride dur diyebilmemiz o kadar zor ki... O yüzden hayatta öncelikler sıralamamızı düşünerek yapmalıyız. Yaşamak, sevmek, paylaşmak, tad almak en ön sıralara yerleşmeli. Çünkü bu sıralamayı doğru yaptığımızda herşeye vakit yettiği gibi yüzümüzde de harika bir gülümseme oluyor. Sevgiyle kalın.

Dün harika bir şarkılar bahçesindeydim. Müziğin orta yerinde sazlar sustu ve gür bir ses duyuldu ve dudaklardan, yüreklerden dökülen şu sözler:
"İstanbul'u sevmezse gönül, aşkı ne anlar?"...
Büyük usta Münir Nurettin tek bir cümle ile nasıl da özetlemiş. Sevgiyle kalın

bende istanbula asikmisim,bende istanbul icin deli divane oluyormusum.macka yokusundan besiktasa salinmayi,beyoglunu bastan sona turlamayi,sahilde balik ekmek yemegi meger ben ne cok seviyormusum?ozamanlar bunlar cok siradan seyler gibi geliyordu...
simdi sevdiklerimden ve istanbulumdan cok uzaklardayim ve ben her gecen gun istanbulun o karmasasini,tozunu dumanini bile ozluyorum...denizin kokusunu ozluyorum...
asudecim yazilarinla bizlere istanbulumuzu hatirlattigin icin cok tesekkurler.en azindan ben kendim adima cok duygulandigimi soyleyebilirim...

sevgiler...

İstanbul hakkındaki bu güzel yazı beni heyecanlandırdı ve bu yaşadığımız şehirin her türlü zorluklarına rağmen yaşanabilecek ne kadar çok fırsatın olduğunu birkez daha hatırlattı.Tabii ki bu anlamda bu şehiri yaşamasını bilebilene...Mutlaka zaman ayırmalı bu güzelim şehiri adım adım dolaşmalı,24 saat yaşayan bu şehirde farklı kültürlerin ve farklı mekanların tadına varmalı.Hadi ne duruyorsunuz ! bugün Cumartesi soğuk fakat güneşli havada beyoğlu sokaklarında gezmek yorulunca Asmalı Mescid sokağında kahve molası vermek güzel olmaz mı? teşekkürler Asude iş yaşantısının düşüncelerinden bizi kopartıp,hayat insanı olmamız gerektiğini tekrar bizlere hatırlattığın için... teşekkürler.yeni yazılarını bekliyorum. Sevgiyle kal, mehmet acar

Istanbul'dan göçetmeye karar verdiğimde, "Tamam artık 30 yıllık Istanbul macerası yeter.. Ustelik bu şehrin altın yıllarını yaşadım ben... Şimdi bu şehir benim Istanbul'um değil. Herşey çok değişti ve artık burayı özlemeyeceğim. Anılarımdaki Istanbul bana yeter" diyerek bu şehri terketmiştim. Ama şu satırlarında hatırlattığın Istanbul, inan bir sarsılma yarattı tüm anılarımda... Siz Istanbul'da kalanlar, hala zamanınız ve imkanınız varken lütfen yaşayın bu şehri.. Çünkü özleniyor... hem de çok özleniyor.. Çünkü dünya üzerinde böyle şehirlerden çok fazla yok ve biz bu zenginliğe sahibiz... Ben şimdilik "Orda bir şehir var uzakta...Gitmesemde......" diye kendimi teselli etmekteyim.. Ayrıca tüm insanlarım da orada.. Özlem katlanıyor yaniii Asude'ciğim.. Ellerine Sağlık!

Post a comment

If you have a TypeKey or TypePad account, please Sign In

Yazar Hakkinda...

Neler mi Okuyorum?

  • anthony bourdain: mutfak sırları
    "aşçılık dünyasından mahrem maceralar"
  • Yılmaz Karakoyunlu: Ezan Vakti Beethoven Perize
    Fonda ihtilal Türkiye'si, perdede Aşk... (****)
  • Saffet Emre Tonguç & Fatih Türkmenoğlu: Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 Yer
    Bir başucu ve sırt çantası kitabı. Acaba nereye gitsek sorularına 101 eşsiz yanıt

Neler mi Tadıyorum?...

  • ofiste ;) ofis 3 5
  • Pelit Pastanesi'nde Ekpa

copyright © 2004-2007