Bembeyaz Bir Vaha…
Onu ilk gördüğümde, ışıltısından ve parlaklığından yaklaşık 15 – 20 dakika gözlerimi kısarak baktığımı itiraf ediyorum. Daha önce böylesine bir ışık seli ile karşılaşmamıştım. İlk tanışıklığımız 2003 yılı Mayıs aylarına rastlar. Daha ülkeye yeni gelmiş, hem Antalya’nın sıcağına hem de meraklı ve ilgili bakışlara alışmaya çalışıyordu. İlk zamanlar sırf bu modern kuğuyu görebilmek adına Antalya’ya gelen 100’lerce kişi olduğunu söylediler. Gözümle görmeden inanmazdım. Ve bir vesile ile ( özel bir toplantı organizasyonu için ) kalktım gittim.
Nereye mi? Hillside SU Hotel’e tabii ki.
Evet 1 yılı geçti tanışıklığımız, belki de gitmeyen görmeyen kalmadı. Birbirimize öekingen yaklaştık ama kısa sürede kaynaştık. Ben en güzel uykularımı uydum orada, belki de hayatım boyunca en dinç kalktığım ve uyanır uyanmaz aynalarla sonsuzluğa uzandığım sabahları yaşadım. Tam tersi değerlendirip, hastane ortamı gibi algılayanlar da yok değil tabii ki.
Saatlerce ayakta kalıp, çalıştıktan sonra koşar adım gittiğimiz odalarımızda yorgunluğumuzu balkonlardaki yataklarda attık ( Antalya’nın o hatırı sayılır sıcağı elverdiğince). İlk günlerimiz odanın her yanını incelemekle, keşfetmekle geçti. Çoğu zaman otel odalarının belli alanlarını kullanmakla yetinen ben, yanımda oyuncak maskotlarım, sevdiklerimin resimlerinin bulunduğu çerçevelerimle gidip yerleştim bu konforlu odaların her yanına.
İtiraf etmeliyim ki; Türkiye’nin hemen her yerini ve dünyada da sayılı da olsa özel destinasyonları gören ve 100’lerce otelde kalmış olan ben Hillside SU’daki güleryüzü, misafirperverliği, insana verilen değeri pek çok yere değişmem. Otel gibi bembeyaz kıyafetleri ile başınızı çevirdiğiniz her noktada ve içinizden geçirdiğiniz her anda yanınızda biten pırıl pırıl ekip eminim yıllarca bizim bu oteli ziyaret sebebimiz olacak.
Otel lobilerinden hiç hazzetmeyen ben; SU da saatlerimi lounge’daki minderlerde uzanıp tavandaki ışık oyunlarını seyrederek geçirdim dersem ne dersiniz?
Bu beyazlığın tam aksine kıpkırmızı dekore edilmiş Kırmızı Restaurant sizin her yemek saatinizi bir görsel şölene dönüştürüyor. Sevgili Hasan Usta’nın bana kazandıdığı kiloları hiç paylaşmayalım.
Tik ağacı ile kaplanmış alanda bulunan olimpik ölçülere sahip havuz ve etrafındaki yataklar tam bir sağlık dopingi yaptırıyor size. Yine havuzbaşında içeceğiniz buzlu meyve kokteylleri ise kızgın kumlardan serin sulara atlar gibi….
Benim bu kadar sevdiğim ve rahat ettiğim bu tesis de şansıma gerçekten çok günlerim geçti. Genelde bilirsiniz iş için gittiğiniz yerlerden tesisler ne kadar güzel olursa olsun, güzel anılarınız olmadan ayrılırsınız. Ama SU farklı.
Görmeyen, gitmeyen herkese; sevdikleriyle gitmelerini ve huzuru paylaşmalarını öneriyorum. Bu arada da bu nadide tesisi bize kazandırdıkları için geç de olsa Alarko grubuna teşekkür ediyorum.
Comments