« Çok Yakında.... | Main | Şu anda konuşamam, dizi izliyorum! »

Saturday, 06 August 2005

Tatildeyim, Takipteyim, Erdek'teyim...

Erdek_2etap_009

Çok zor bir yıl geçirdim. Tebdil-i mekanda ferahlık var dedirten bir iş değişikliğinin ardından ( sektör değil, şirket ), yıllar sonra içime sinen bir ekibin ve ofisin içinde yeralmanın iç ferahlığı ile yine kendimi işlere verdim, zamanı unuttum, günleri karıştırdım. Çok çok ama çok yorulduktan sonra biraz dinlenmem gerektiğine karar verdim. Kendi kendime bu yıl mutluluğu uzaklarda arama dedim. Eski dostun ne güne duruyor? Topladım bavulumu ( düzeltiyorum; bavullarımı ), Yenikapı’dan bindim denizotobüsüne ( eskiden Sarayburnu’ndan kalkan vapurlar ile saatler sürerdi eski dosta kavuşmam), bir göz açıp kapama süresinde yanaştık Bandırma’ya. Bandırma’dan çıkıp yüreğimde uçuşan kelebeklerin kanat çırpışları eşliğinde vardım Erdek’e...

Erdek_2etap_010

Dile kolay, ben 20 yıldır bu eski dostlayım. Dostlar değilmidir ki; onlar hep vardır, bazen aramazsınız, sormazsınız, bazen uzun zaman görmezsiniz ama ilk karşılaşmanızda sanki 10 dakika önce ayrılmış gibisinizdir, hemen sarılır, öpüşür, cıvıldaşmaya başlarsınız. Bu sene de böyle oldu, Erdek’e varır varmaz eski günlere nazire edercesine, yürüyüşler, huzurlu uykular, pırıl pırıl denizde sefa sürmeler başladı. Hiç unutmam yıllar önce bir kamp dönemi için bu şipşirin beldeye gelmiş ve tadı damağımızda kalan 15 günün ardından İstanbul’a dönmüş, düşünüp taşınıp kışın bir ev alabilmek için geri dönmüştük. Kutu gibi evimizde 20 yaz geçti, çocuktuk, büyüdük, genç kız olduk, burada ilk cümleleri kurduk, burada birbirimize üniversite mezuniyet resimlerimizi gösterdik. Burada önce lastik atladık, sonra kukalı saklambaç oynadık, sonra dansa davet ettik oyunlarda yanaklarımız kızararak ilk aşklarımızı, çay bahçelerinde okey’e dördüncü kişi olduk, minik ellerimize sığdıramadığımız ıstakalarla bilardo oyununu öğrendik. Dört tekerlekli bisikletten, iki tekerlekliye geçerken hızla çarptı yüreklerimiz, zeytinlikler arasında gizli gizli motorsiklet kullandık, sonra heyecanla gaza bastık babalarımızın arabalarında. İş hayatı geldi çattı, eski dostla ancak haftasonları görüşür olduk. Vazifeye gider gibi her Cuma gelip, her Pazar döndük arkadaşlarla vapurlarda. Hani şuranın dili olsa da anlatsa deriz ya işte böyle girift bir dostluğu paylaştık biz bu şirin ilçe ile. Murat Bayırı’ndaki tabelada nüfus 8.000 den geldi 18.700’e yıllar içinde. Geçen zaman içinde biz değişirken ona neler mi oldu? Tabii ki aynı kalmadı, arnavut kaldırımlara asfalt döküldü, faytonların yerini kangoo taksiler aldı, çakıltaşlı kumsallar boşalırken özel beachler dolup taşmaya başladı, kat kat hamurlu sade poğaçalar gitti yerine özel tostlar geldi, incecik Çakır’ın simidi oldu İstanbul simiti gibi kalın kalın, Halim Usta Kornet Dondurması aralarda derelerde kalan dükkanı ile ünlü markalara direnmeye devam etse de, Hayati’nin Köftecisi dimdik ayakta duruyor. Sokak arası marketlerinin akıbeti ise şehirli dostları ile aynı oldu artık her sokakta büyük grossmarketler var. Eski dost değişen yeni çehresi ile salına salına arz-ı endam etse de hala onda eskiden kalan tadlar yok değil, zeytinler aynı, zeytinyağı mmmm... dedirtmeye devam ediyor, ekmek ( ki ben istanbul da 1 dilim ekmek yemezken günde ) çıtır çıtır, deniz aynı deniz pırıl pırıl, midye dolma ve midye tava gönül rahatlığı ile yenilecek cinsten, çay bahçelerinde koruk suyu & limonata & ada çayı hem leziz hem ucuz... Aslında makyajı değişse de burası hala eskisi gibi... Dostumla tanışmaya ne dersiniz?

TrackBack

TrackBack URL for this entry:
http://www.typepad.com/t/trackback/85541/2957301

Listed below are links to weblogs that reference Tatildeyim, Takipteyim, Erdek'teyim...:

Comments

erdekk . orada çok güzel anılarım oldu ! aNcak bn sizler gibi oraya her yıl gıtmedım geçen sene ılk gıdışımdı,sankı oraya kendi ewım gıbı ısındım we kendıme söz werdım her yıl oraya gideceğime ... çünkü orası bir başka .. kendim izmir ' liyim izmirin çeşmesi aywalık'ı war ama orası gibi değil ...

Fulya bu erdek tutkusunun dostlar ile de çok ilgisi var galiba, özellikle de erdek'teki güzel şeyler, beton yığınları arasında silinip giderken...
sevgiyle kal


erdek bu anlatılmaz yaşanır..ben bebekliğimden beri her yaz erdekteyim ve her yaz da olmak iatiyorum..erdeğe karsı sevgıden de öte bırsey var bende her an her dakıka orda olmak ıstıyorum..erdek aşkı bu!

Canip Bey Merhaba,
Özellikle yazılarımı okumanız beni çok mutlu etti. Bu haftasonu eski foça'daydım ve İzmir'e o denli yakın olmasına rağmen bozulmamışlığı içtenliğ beni çok etkiledi. 22 yıl önce ilk kez gördüğüm erdek ise şu anda müteahhit bir belediye başkanının elinde adeta beton yığını, düzeysiz, kültürü, üretimi olmayan bir yer haline geldi. Adeta mahvoldu. Ama onalar küsüp orayı terkedersek, istediklerini vermiş olacağımız da kesin.
Siz de köylerinin, koylarının, pırıl pırıl denizinin, zeytininin hatırına küsmeyin Erdeğe...

sevgili çocuklar,bırakın 20 seneyi ben 50 se
nedir erdeğe giderim.ancak gelmiş geçmiş belediyeler erdeği şimdiye kadar turizme hak
kıyle kazandıramamayı bir kenara bırakın şim
diki belediye başkanı hüseyin sarı'nın marma
ra tv'sindeki konuşmasını dinleseydiniz bel
ki erdeğe birdaha gitmeyi aklınızdan geçir
mezdiniz herhalde.gelen ziyaretçilere"ERDE-
ĞİN KAYMAĞINI YİYORLAR" DEMEKTEDİR.adeta ora
sı amerikada,biz rusyadamı yaşıyoruz.

Sevgili Didem Merhaba,
Baksana güneş iyiden iyiye yakmaya başladı. Demek ki Erdek'in zamanı geldi:) Ne kadar özledim çuğra'dan batan güneşin kızıllığını izlemeyi. Sevgiyle kal

merhaba ben bi erdekli olarak size çok teşekkür ediyorum hem bu güzel yazınızla erdeği tanıttığınız için hemde erdeği çok sevdiğiniz için gerçektende erdeğin kokusu bile farklı ben erdekli olmama rağmen okuduğum için 3 yıldır dışarıdayım gittiğimde de sadece 10 gün felan kalabiliyorum ama o deniz konusunu hissedince ordan ayrılmak istemiyorum herkese erdeği görmesi tavsiye ediyorum

Ah, ah! Ne o Kurbağalı Dere, kaldı mı ki?

asude merhaba,
yazını okurken o kadar duygulandım ki anlatmam....

bende kendimi bildim bileli Erdek'e gideriz ee ne de olsa anneanne ve dede yazın oradalar, ama bir deniz kenarı bu kadar mı güzel olur.... ayrıca 2 sene önce Erdek'te resim sergisi vardı eski ve yeni Erdek isimli harika fotoğraflar vardı ve o kadar duygulandım ki yazını okuyunca....
ve Erdek'e yakın olan Tatlısu köyü ve yarım adanın diğer köyleri tek kelime ile harika ve Belkıs Harabeleri ve Ağaçların arasında kalmış kocaman büyük bir eski manastır ve gün batımı....
harika anlatmışsın....
tşkler...
en kısa zamanda "dostunla" tanışmaya Erdek'e

Çocukluğumdan beri hemen hemen her sene Erdek'e bende gittim. Tıpkı senin anlattığın gibi küçük bir evde kalabalık, hoş sohbet anılar, arkadaşlıklar, sahil yürüyüşleri ve o meşhur simiti, faytonu hala aklımda, yüreğimde biryerlerde. İki senedir Erdek'i görmüyorum ve yazını okuyunca sanki Erdek'in kokusunu hisseder, o meydandaki alışveriş mağazalarında sallanan şile elbiseler, incik boncukları kurcalar gibi oldum. Teşekkürler yüreğine, anılarına ve kalemine...

Post a comment

If you have a TypeKey or TypePad account, please Sign In

Yazar Hakkinda...

Neler mi Okuyorum?

  • anthony bourdain: mutfak sırları
    "aşçılık dünyasından mahrem maceralar"
  • Yılmaz Karakoyunlu: Ezan Vakti Beethoven Perize
    Fonda ihtilal Türkiye'si, perdede Aşk... (****)
  • Saffet Emre Tonguç & Fatih Türkmenoğlu: Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 Yer
    Bir başucu ve sırt çantası kitabı. Acaba nereye gitsek sorularına 101 eşsiz yanıt

Neler mi Tadıyorum?...

  • ofiste ;) ofis 3 5
  • Pelit Pastanesi'nde Ekpa

Recent Comments

copyright © 2004-2007