« Burada ayçiçek yağı kullanmak yasak!!! | Main | Kocaman bir tual İstanbul! »

Sunday, 12 February 2006

Buyrun Yeni Güler Tatlıhanesi’ne...

Ayvalk_032

Elimde görmem gereken yerleri not aldığım ufak defterim, hayatımda ilk defa arşınladığım dar ama hareketli sokaklarda bir adres arıyorum. Önce belediye’yi bulup, karşıyaya geçip, arka sokağına sapıp, 20 mt. İleri yürüyüp karşımda buluveriyorum. Keşke şu yüzümün orta yerinde ( rahmetli dedeminkine tıpatıp benzeyen) kibar kibar duran burnum birazcık olsa koku alıverseydi de sakız kokusunu takip ederek buluverseydim Yeni Güler Tatlıhanesi’ni. Lezzet avcılarının, yazarların, gezi tutkunlarının Ayvalık’ta hiç ıskalamadığı bir adreste olmanın heyecanı ve mutluluğu ile ufacık dükkandan içeri girer girmez, gözüme duvardaki yeni çerçevelenmiş Haşmet Babaoğlu’nun yazısı takılıyor. Yazının içeriğinde daha koyu ( bold demeyi sevemedim gitti) yazılmış isimlerden birinin de benim ismim olması tuhaf bir ünlü olma havasını da dolduruyor ciğerlerime ( itiraf edeyim ) . Ben kimim biliyor musunuz? Demiyorum tabii ki ama, yıllardır ayrı kaldığım bir dosta kavuşurmuş gibi sevinç ve heyecanla büyük bir çay ve peynirli çubuk ile sakızlı kurabiye siparişimi verip, tabureye yerleşiveriyorum. Sanki yıl 2006 değil de 1987 – 1988. Neden mi? Sevgiyle pişen herşey, ahşap vitrinler de, sanki evde pişirilmişcesine sımsıcak görüntüleri var. En önemlisi de hazırlanmış olan pastalar, büyük bir tepside altlarında gazete kağıtları, üstlerinde ne şekerleme ne yazı. Yıllar önce Erdek’te bir tane pasta fırını (!) varken, doğumgünü yaza gelen ablam için günler önceden haber verirdik, öyle gününde gidip raflardaki onlarca pasta içinden seçmek gibi bir lüksümüz yoktu. İyi ki de yoktu, günler önce sipariş verir, sonra gidip heyecanla acaba nasıl oldu diye bekler, sevinç içinde teslim alır ve eve gelirdik.

Ayvalk_030

Ben tam bunları düşünürken metal bir tabakta kurabiyelerim ve çayım geldi, elim hemen makineme gider gitmez kimliğimiz de ortaya çıktı. Sohbet genişledi, kapıdan giren Akçay’lı yaşlı bir çift de dahil olunca, dakikalar hızla akıp geçiverdi. Yeni Güler Tatlıhanesi yıllardır aynı ürünleri, aynı malzemeler ile yapmaya; her gün tepsilerce sakızlı kurabiye, lor tatlısı, baklava ve kurupastaları zeytinyağı ile “imalattan halka” sunmaya devam ediyormuş. Hakikaten ağızda dağılan sakızlı kurabiye hamurunda o kadar ilginç enstantaneleri de barındırıyor ki; Ayvalık ve Cunda’da tarihte o kadar ünlü olmasına rağmen şimdi hiç sakız yetişmemesi ile ilgili bir sürü hikayeler dinliyorsunuz. Kimi bunu değişen iklim koşulları ve ters esen rüzgarlara bağlarken kimi de kısık sesle bir öyküyü ( ki bu öykünün de iki versiyonu var )  anlatıveriyor. Kimine göre; Yıllar önce bahçelerinde sakız ağaçları bulunan evlerde yaşayan Rumlar mübadele sonrasında buraları terkerden ağaçları kesmişler ve diplerine de asit döküp gitmişler. Kimine göre de yine evlerini bırakıp giderken Rumlar, geride kalan Türkler’e “hazinelerimiz sakız ağaçlarının dibinde gömülü kaldı” diyerek adadan ayrılmışlar, bunun hemen ardından hazine arayan Türkler ağaçların kökünü kurutmuşlar. Rivayetler söz olup uçtuktan sonra geriye kurabiyeler ve tarifleri kalıyor ki; hayli zahmetli bir o kadar da pahalı. Çok yoğun olan hakiki sakız ancak Yunanistan ve Yunan adalarından getirilebiliyormuş, bir kutu sakızın değeri 500 YTL. İçerisindeki her bir sakızdan ise yanılmıyorsam 6 kg civarında kurabiye yapılabiliyor. Her bir sakız tanesi günlerce zeytinyağında bekletilerek yağa karışması sağlanıyor. Bu kadar zahmetin sonucunda ortaya çıkan tat tartışılmaz. Sakızlı kurabiye cam kavanozda 6 ay saklanabiliyor ama ne mümkün, getirip kavanozlara doldurduktan 2 gün sonra sadece kırıntıları kalıyor, ama kimlere kısmet olmuyor ki? Tatlıhanenin tatlı mı tatlı ekibinin elime tutuşturduğu kutular & motorlu kuryeler sayesinde; Haşmet Bey’e bile. Bir gün size de kısmet olmasını dilerim.

TrackBack

TrackBack URL for this entry:
http://www.typepad.com/t/trackback/85541/4244469

Listed below are links to weblogs that reference Buyrun Yeni Güler Tatlıhanesi’ne...:

Comments

Didem, Sakizli kurabiyelerin icinde de Lor peyniri var mi? Lor tatlisi hic gormedim maalesef. Bu harika tadlari anlattigin icin tesekkurler.

Post a comment

If you have a TypeKey or TypePad account, please Sign In

Yazar Hakkinda...

Neler mi Okuyorum?

  • anthony bourdain: mutfak sırları
    "aşçılık dünyasından mahrem maceralar"
  • Yılmaz Karakoyunlu: Ezan Vakti Beethoven Perize
    Fonda ihtilal Türkiye'si, perdede Aşk... (****)
  • Saffet Emre Tonguç & Fatih Türkmenoğlu: Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 Yer
    Bir başucu ve sırt çantası kitabı. Acaba nereye gitsek sorularına 101 eşsiz yanıt

Neler mi Tadıyorum?...

  • ofiste ;) ofis 3 5
  • Pelit Pastanesi'nde Ekpa

copyright © 2004-2007