« Benim Kahvaltılarım… | Main | insan aynen durur mu? »

Wednesday, 27 December 2006

Hüzünbaz köşe’m Dara…

Mardn_764

Saat 15:30… Mardin – Nusaybin karayolunda bir araba hızla ilerliyor, içinde iki heyecanlı yürek ve bir de direksiyonda  memleketine can-ı gönülden bağlı, misafirlerini zamana karşı yarıştırıp, hiçbir yeri göstermeden uğurlamak istemeyen Yasin Bey. Bir telaş, hava ha karardı ha kararacak, güneş ha battı ha batacak…15:45 gibi Dara’ya giriyoruz. Sonrası; hayranlık, şaşkınlık, sevgi, hüzün, gözyaşı…. Nasıl bir yer ki burası? Bir tepesi tamamen unutulmuş, bir yeri hatırlanan, kimi taşında gülümseme, kimi çocuk yüzünde yemyeşil bir bakış, kiminin saçında bembeyaz tutamlar…

Mardin’in 30 km güneydoğusundaki Dara, zamanında Mezopotamya’nın ünlü bir şehri iken bugün kaderi ile baş başa bırakılmış, ekonomik açıdan neredeyse terkedilmiş, Mardin’in en fakir yerleşimlerinden bir haline gelmiş. Bir kent düşünün ki; su sarnıçları, kaya oyma mezarları, su değirmemleri, sekiz kanallı su benti, tiyatrosu, köprüsü, kilisesi, tophanesi, 40 mt derinliğindeki yer altı yerleşimi ve zindanları var. Mezopotam’yanın Efes’i diye tarihe geçen Dara; M.Ö. 500’lü yıllarda Büyük İmparator Darius tarafından ( ki farklı kaynaklarda ismi çok çeşitli şekillerde; Daraxis, Dariyhusis vb. ) yazlık dinlence yeri ( parsediası ) olarak inşa ettirilmiştir. Yıllarca farklı uygarlıkların elinde el değiştiren Dara, sahibi olan her uygarlıkla yepyeni bir çehre, farklı mimari dokunuşlar kazanmış ve bunları da kendinde saklayarak bugüne dek taşımış.

Mardn_682

Bugün bana sorsanız hayatında nefesini kesen bir an hatırlıyor musun diye? Vereceğim tek cavap: 02 Aralık 2006 günü ufacık demir bir kapıdan Dara Zindanlarına girdiğim ve kaygan merdivenlerden zar zor tutunarak inerken birden başımı kaldırdığım ve ayaklarımın altında uzanan 40 mt.lik sarnış ile karşılaştığım an. Devlet tarafından koruma altına alınan ve Mardin Müze Müdürlüğü himayesinde korunan bu sarnıç biriktirdiği suları 8 kanallı bentler yardımı ile Mezopotamya’ya dağıtırken ki heybetini bugün hala koruyor, insana kendini dünyada ufacık hissettiren kırk metrelik sütunlar nefes kesiyor.

Dışarıda mezarlıkların ötesinde kalenin temellerinin ardında batan güneşin türbeler ile dansı büyülüyor, insanın yüzünü ısıran soğuk rüzgara rağmen, turuncunun pembeye, pembenin kırmızıya, kırmızının mora dönüşmesine şahit olmak için ısrarla bekleşip duruyorsunuz taşların arasında; dudaklarınızdan toprakaltındakilere dökülen dualarla… Sonra yemyeşil mercan gözleri ile kınalı saçları ile küçük bir kız yaklaşıyor yanınıza, Mardin’in her karışında olduğu gibi ( ki dünyanın hiçbir yerinde ben güzel olmayan bir çocukla karşılaşmadım ) bu masumiyet karşısında önce ona sarılmak, sonra da o anı ölümsüzleştirmek isterken onun da sizden bir isteği oluyor: KALEM. Sonra aklınıza evde, işyerinde iyi yazmıyor diye attığınız binlerce kalem geliyor, içiniz burkuluyor, köşeyi dönüp tek göz odalı bakkaldan kalem alasım geliyor ama satılmıyor ki… Adresler alınıyor, ilk iş tutulacak sözler veriliyor, köprü yolundan başlar geride Mardin’e doğru yola çıkılıyor. Dara'dan ayrılmanın hüznünü tek hafifleten Mardin günbatımlarının o eşi benzeri olmayan renk cümbüşü oluyor, yol boyunca.

Eğer Mardin’e gittiyseniz ve Dara’yı görmeden döndüyseniz; Mardin’i görmüş sayılmazsınız.

   

TrackBack

TrackBack URL for this entry:
http://www.typepad.com/t/trackback/85541/7286407

Listed below are links to weblogs that reference Hüzünbaz köşe’m Dara…:

Comments

dara yi seviyorum ben ben can bartu

gerçekten de dara görülmye değer bi yer daha doğrusu mardinin her yeri öyle ama devletin mardine pek fazla sahip çıktığını zannatmiyorum.mardine gelenlerin mardinde çok güzel yaerlerle karşılaşacaklarına eminim.

Sevgili Zeynep,
Uçak seferleri yapılabiliyor ve ben de pek çok dostumu Mardin'e uğurladım, soğuğa ve kara rağmen, içleri ısınsın bari diye. Mutlu yıllar.

Ah Asude Ah...ben de sana özendim şimdi bak :)
ama ilk duydugumda da cok sevinmistim oralara gittigini..bak şimdilerde cok kar varmıs orada. ucak seferleri iptal olmus
en iyisi Didus'un yanına gitmek bu yılbasııııı
Didusss arapları hazırla biz geliyoruzzz :) sukrannn :)

kızlar : yeni yıl hepimize iyi gelsin insallah!
sizi optum

Post a comment

If you have a TypeKey or TypePad account, please Sign In

Yazar Hakkinda...

Neler mi Okuyorum?

  • anthony bourdain: mutfak sırları
    "aşçılık dünyasından mahrem maceralar"
  • Yılmaz Karakoyunlu: Ezan Vakti Beethoven Perize
    Fonda ihtilal Türkiye'si, perdede Aşk... (****)
  • Saffet Emre Tonguç & Fatih Türkmenoğlu: Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 Yer
    Bir başucu ve sırt çantası kitabı. Acaba nereye gitsek sorularına 101 eşsiz yanıt

Neler mi Tadıyorum?...

  • ofiste ;) ofis 3 5
  • Pelit Pastanesi'nde Ekpa

Recent Comments

copyright © 2004-2007