« İşte gerçekleşen ilk kehanetler... | Main | Yemek Yeme Sorunsallarım Üzerine - 999…. »

Sunday, 28 January 2007

Samatya’dan, Arjantin’e…

Ocak2007_005

…şimdi ay usul, yıldızlar eski

…hatıralar gökyüzü gibi…

Bazen zihninizde olanları yazıya dökmek için can attığınız anlar olur, söz uçarsa madem bunlar kalsın dersiniz. Kimseye söylemeden koşar bir kağıt kaleme sarılır, yoksa ezbere alır, olmadı tuşalara dökersiniz. Yeni yıla girdiğimiz gün Samatya sokaklarında dillerden dökülen hatıraları yazmak için can atılım geldi aklıma, trafiğe isyan edip bir an önce yazı masamın başına oturabilmek istiyordum. Öyle olmadı. Neden mi? Garip bir hastalık, ardından tuhaf uzaklaşmalar derken, her yazımın başına oturuşumda incitmemeye, eksiltmemeye çalışmak için doğru sözleri özenle seçmeye çalışmam beni takvimde 28 yaprak koparıp atmaya dek götürdü.

Zaman hızla akıp giderken; 01 Ocak 2007 günü yılların arasından tekrar sıyrılıp gelen dostum Erdoğan beni tek bir biletle hem Samatya’ya hem Arjantin’e götürdü.

…sizden bir süre düşünmenizi istiyorum, hadi gelin son dönemin moda cümlelerinden birini sarfedeyim, “geçmişe kısa bir yolculuğa çıkalım”. 9 yaşında neredeydiniz? Ne yapıyordunuz? Ne oyunlar oynuyordunuz? Geleceğe dair hayalleriniz var mıydı? Ya da geleceğin ne olduğunu biliyor muydunuz? Toprağından beslenen, yaşadığı sokakları , gördüğü yüzleri ceplerinde biriktiren, duyduğu sözleri ezberine alan insanları geçmişe yolculuğa çıkarttığınızda; aslında neredeyse pasaportunun tüm sayfaları dolan siz oluyorsunuz. Bazen karşınızdaki insana baktığınızda yaşı ile doğru orantılı paylaşımları olabileceğini düşünürken çoğunlukla büyük de bir yanlışın içinde buluyorsunuz kendinizi. Samatya, Samatya’lı olanları işte böylesine besleyen bir semt ; sessiz, sakin, birbiri ile değil yaşamın ta kendisi ile kavgası olan, kocaman zengin bir mozaiği oluştururken her biri birbirlerinin farklı renk ve yapılarını koruyan yücelten, camisi ile kilisesi kilisesi ile havrası sinagogu yan yana olan, kardeşliğin – barışın – hoşgörünün tarihi olan bir semt. Trend bilmeyen, eskiyi yaşatan, rengarenk meydanı, tren yolu kenarına çizilmişcesine yerlerştirilmiş daracık, renkli sokakları, birbirini kesen sokaklarda hala hınzırca çatapat patlatan çocukları, meydanda belde lastik atlayıp sekizlere zorla çıkabilen saçı örgülü şirin kızları ile, kebapçıları, hastaneleri ile bugünkü adı ile Koca Mustafa Paşa, yüreğimdeki adı ile Samatya, “sene bele n’oldu” türküsünü söylüyor bugünlerde tanıyamadığı kentinin kayıp insanlarına…

Ocak2007_007

…işte böyle bir semtte, takvimler 1985 – 86’ları gösterirken, sokaklarda koşuşturan bir çocuk hayal edin, kimi zaman topun peşinde, kimi zaman misketlerinin. Ve 9 yaşındayken; Surp Kevork kilisesinden aşırdıkları mumları yine Samatya sokaklarında satarlar, kazandıkları parayı avuç içlerinde sıkı sıkı tutarak bakkala gidip yoğurt alırlar, hızlı koşar adımla varıp gittikleri evlerinde su ile kovada karıştırdıkları yoğurtla yaptıkları ayranı semt pazarında satarlar. Mevsime göre bakkaldan kimi zaman limon alınır, pazarda satılan da limonata olur hali ile. Ama tüm bunlar büyüklerin “çocuk aklı” deyip geçtiği o cümleleri sonuna dek anlamsız kılan bir hayale ulaşmak içindi. Erdoğan ve arkadaşları geceleri herkesten gizli saklı saydıkları, parmakları ile hesapladıkları o paraları Arjantin’e gitmek için biriktiriyorladı. Komşu evlerdeki tek kanallı televizyona, spor saatinde biraz daha yaklaşıp, Arjantin’den gelecek haberler heyecanla bekliyor, “Diego Armando Maradona” ismine kulak kabartıyorlardı. İşte o paralar Maradona’yı bir kez görebilmek için gidilmesi gereken upuzun bir yolun bileti içindi.

İşte şimdi sözün bittiği yerdeyim, ne diyebilirim ki? Her geçen günle birlikte gözümüzün dünyaya açıldığını düşünürken, gönlümüzün bu kadar kapanması, hayallerimizin yitişi üzüyor beni. Ben şimdi Samatya’da o 9 yaşındaki çocuk olmak istiyorum, yeni coğrafyaları tüm saflığımla hayal etmek istiyorum. Etrafımdaki bir avuç insanla, yüreğimizin peşinden gitmek istiyorum.

TrackBack

TrackBack URL for this entry:
http://www.typepad.com/t/trackback/85541/7674067

Listed below are links to weblogs that reference Samatya’dan, Arjantin’e…:

Comments

Merhaba,
İşte bu dünyanın sanal olmadığının en büyük kanıtı. İnanın bana yüreğimin bu kadar uzun yolculuklar yapıp, Japonya'lara dek uzandığını duymak beni çok heyecanlandırdı. Henüz kar yağmamış, ince montlarla dolaşılan ülkeden sevgiler. Sevgiyle uzak ama bir o kadar da yakın kalın.

Merhaba Pelin,
Seni yeniden görmek de güzel oldu. Birarada gideceğimiz, gezeceğimiz daha nice yerler var:)

Tijen Hanım,
Sizin yüreğinizden böyle güzel teşekkürler almak beni o kadar mutlu etti ki anlatamam. Hep burada olun.

merhaba
sitenizi kesfedeli henuz bir kac saat olmakla birlikte her satirini tek tek okumak icin can attigimi soyleyebilirim
verdiginiz sicaklik japonyada bu soguk kıs gununde dısarida aralıksız yagan kara ragmen icimi isitmaya yetip artti bile
paylasimlariniz ve samimiyetiniz icin sonsuz tesekkurler
japonyadan sevgiyle

bugun sizi linklere ekleme gunuymus. ben de eklemistim bu sabah. ne zamandir unutmustum ben bu siteyi. daha onceden takip ediyordum. tekrar hatirlamak guzel oldu.
sevgiler

sevgili asude,
bizi bu güzelliklerle buluşturduğun için çok teşekkürler.
linklerine eklediğin için de. ben de hemen ekleyeceğim, yoksa unutuveririm yine.
güzel bir haftasonu dilerim (şimdiden)
tijen

Sevgili Çörek Otu,
Tüm bu satırları yazmanın en büyük getirisi, inan bana kazanılan yeni dostlar. Hoşgeldin sayfalarıma, yüreğime.
Sevgiyle Kal

Merabalar, yazilarinizi keyifle okuyorum. Sitenizi blogum Corekotu'nun linklerine ekledim musadenizle... Siz de beni linklerinize eklerseniz cok mutlu olurum. www.corekotu.blogspot.com
sevgiler...

Post a comment

If you have a TypeKey or TypePad account, please Sign In

Yazar Hakkinda...

Neler mi Okuyorum?

  • anthony bourdain: mutfak sırları
    "aşçılık dünyasından mahrem maceralar"
  • Yılmaz Karakoyunlu: Ezan Vakti Beethoven Perize
    Fonda ihtilal Türkiye'si, perdede Aşk... (****)
  • Saffet Emre Tonguç & Fatih Türkmenoğlu: Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 Yer
    Bir başucu ve sırt çantası kitabı. Acaba nereye gitsek sorularına 101 eşsiz yanıt

Neler mi Tadıyorum?...

  • ofiste ;) ofis 3 5
  • Pelit Pastanesi'nde Ekpa

Recent Comments

copyright © 2004-2007