« Samatya’dan, Arjantin’e… | Main | 40 yıllık tanıklık »

Monday, 19 February 2007

Yemek Yeme Sorunsallarım Üzerine - 999….

Has_kral_008

İki yıldan uzunca bir zamandır, bu sayfalarda ve satırlarda gel gitlerime hep şahitsiniz değil mi? Eminim birkaçınız bu ne dengesizlik diye soruyorsunuzdur. Haklısınız, ne deseniz haklısınız, yerden göğe haklısınız. Bir gün başlık atıyorum; dietteyim, mutsuzum diye… Bir gün başlık atıyorum, derya kuzusu bunlar, Bandırma’dan geçmez diye… Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Tamam da atasözleri içinde bile güzelim yiyecekler geçen bir ülkede doğmuş olmam, bir de üstüne üstlük köklerimi Selanik’ten almış olmam, benim suçum mu? Bana hiç soran olmadı ki, genlerime güzel yemek yapma, afiyetle yemek yeme genlerini eklerken. Doğal olarak sonuç ne oldu? Dönemsel olarak yanakları dolgunlaşan, bazen eteklerinin içinde tur atan, bazen ufak pantolon kazaları geçiren ama yedikçe mutlu, gözü doymayan, gittiği her yerde yöresel tadları deneyen, öğrenen, öğrendikçe mutfağına taşıyan kendi ile barışık bir diet insanı. Bu aralar yine yoğun akıcı bir yeme sezonu ardından yeşilliklerle dost bir hafta sonucu tartıda

-1 kg

. ibaresini görmenin mutluluğu ile sizlere bu satırları yazıyorum. “Yemeğe meyyalim vallahi dertten” cümleleri eşliğinde geçtiğimiz haftalarda yeniden birbirine kavuşan 2000 İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunları olarak, sevgili Nevzat’ın ev sahipliğinde Aksaray’da buluştuk. Tramvay duraklarının arkasındaki sokakları yıllar önce o kadar çok arşınlardım ki, Doğu yemeklerinin, kebaplarının, tatlılarının hasını İstanbul’da bulabileceğiniz nadir yerlerden olan bu semt bir ara gerçekten uğrak yerim olmuştu. Ve “efsane geri döndü!”. Nevzat’ın tanıdıkları olunca aman bir izzet bir ikram, alevler, testiler, ateş yutan adamlar, çaylar, salatalar…

Has_kral_021

Bu sefer bir değişiklik yapayım soru & cevap şeklinde yansıtayım izlenimlerimi. Böylece yemekleri afiyetle betimlememe fırsat olmaz, dolayısı ile gözümde yeniden canlandıracak vaktim olmaz, yeniden canım çekmez…

Burası neresidir? Nasıl gidilir? Telefonu var mıdır?

Hatay Has Kral Sofrası. Aksaray Metro durağının arka sokağında, Kanarya Sevenler Derneği yanında, rengarenk bibercinin tam karşısında. Tel: 0212 534 97 07

Ne yenir? Ne içilir?

Menünün tamamı “yeme de yanında yat” sözü ile anlatılabilir. Bence yemeklerle birlikte aslında bir şey içilmemesi en güzeli, çünkü tadı öldürdüğünü düşünüyorum. Yemek bitimi bir demli çay işin kaymağı oluyor.

En önemli başlangıçları neler? Ben neleri öneriyorum?

Oturur oturmaz; yeşil Hatay zeytininden yapılma mis gibi zeytin salatası ve üzerinde has zeytinyağı. Ardından; hakiki et ile yoğurulmuş çiğ köfte ( ki artık gerçekten içinde et olanını bulmak zor ). Gavurdağı Salatası, zeytinyağlı kalem gibi sarma.

* Tam bu noktada bir bardak çay ile hafif bir rahatlama sağlanması şiddetle önerilir.

Spesiyali nedir?

Ahh ahh… Gel de anlat şimdi, tuzda tavuk dolmasını ve testi kebabını. Alevler içinde masanıza gelen tuzu kırılarak çıkarılan tavuğun içinin itina ile iç pilavla doldurulmuş olmasından mı başlasam, dibi kırılarak içinden ağızda dağılan sarımsakla pişirilmiş kuzu eti çıkan güzelim testiyi mi anlatsam? Sıcacık gelen lavaşları mı düşlesem. Görüyorsunuz ki soru cevap formatı bile dizginleyemiyor bu sevdayı.

Peki finali nasıl yapmalıyız?

Eğer birazcık yeriniz kaldı ise, üzerine tahin dökülmüş çıtır kabak tatlısı final sahnesi olabilir. Kireçte bekletilerek yapılan bu tatlıyı ilk kez Adana’da yemiş ve yıllarca her Adana seyahatim dönüşü İstanbul’a taşımıştım. Aklınızda olsun, bir süredir Mado şubelerinde de satılıyor.

Korkarım, eylemlerimiz devam edecek. Bu lezzet yolculuğunda yanakları dolgunlaşan yol arkadaşlarıma; Nevzat'a, Nuri'ye, Erdoğan'a, Hilal'e, Ahmet'e teşekkürler.

TrackBack

TrackBack URL for this entry:
http://www.typepad.com/t/trackback/85541/16241366

Listed below are links to weblogs that reference Yemek Yeme Sorunsallarım Üzerine - 999….:

Comments

Öncelikle sayfalarıma, satırlarıma hoşgeldiniz. Yıllardır sonu gelmez bir lezzet yolculuğu sürdürüyorum, keyifle ve ara ara yapılan dietlerle. Ağız tadına düşkünlüğüm babamın rahmetli babaannesinden geliyor. Nerdeyse 50 yıl önce turfanda sebze ve meyvelere bütün maaşını harcarmış, nur içinde yatsın.

blogunuzu biraz geç keşfetmiş olmakla birlikte bu yazdığınız yeri mutlaka deneyeceğimi belirtiyim. belli ki siz de ağzının tadına düşkün birisiniz. www.agzimintadi.blogspot.com

Post a comment

If you have a TypeKey or TypePad account, please Sign In

Yazar Hakkinda...

Neler mi Okuyorum?

  • anthony bourdain: mutfak sırları
    "aşçılık dünyasından mahrem maceralar"
  • Yılmaz Karakoyunlu: Ezan Vakti Beethoven Perize
    Fonda ihtilal Türkiye'si, perdede Aşk... (****)
  • Saffet Emre Tonguç & Fatih Türkmenoğlu: Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 Yer
    Bir başucu ve sırt çantası kitabı. Acaba nereye gitsek sorularına 101 eşsiz yanıt

Neler mi Tadıyorum?...

  • ofiste ;) ofis 3 5
  • Pelit Pastanesi'nde Ekpa

Recent Comments

copyright © 2004-2007