« Urfa’da espresso vardı da biz mi içmedik? | Main | Aşkın sulara gömüldüğü yer… »

Friday, 30 March 2007

Buhurdanlığı Okmeydanı’nda mı Oman’da mı yakıyoruz?

Oman_752

Odun & kömür sobalarının son devrine, gaz sobalarının lale devrine tanık olmuş, doğalgaz mereti ile çocukluktan gençliğe geçişte tanışmış olan bendeniz “Okmeydanı’nda buhurdanlık mı yakıyoruz?” sorusuna pek çok kez tanık oldum. Etrafını zor ısıtan sobalar ile koca bir evi ve aileyi ısıtmaya çalışan anneler, sımsıkı örtülü oda kapılarından birini açtınız mı arkanızdan seslenirverirlerdi bu soruyu… Yıllar sonra anladım meramlarını. Ve yıllar sonra buhurun, buhurdanlığın öyküsünü dinledim bilenlerden, sıcak memleketlerden birine yaptığım ziyarette.

Bildiğimiz tütsüye benzer, metal veya topraktan bir kapta etrafa hoş koku vermesi için yakılan bir bitki kurusuydu aslında buhur. Ama halklar, ülkeler arasında pek çok söylenişi, kullanışı olmuş bugüne değin. “Amber gibi kokmak” deyimine ilham olmuş amber ağacının kabuklarıdır bir anlatılışa göre buhur. Genelde tropik bölgelerde yetişen amber ağacının kabuklarına Anadolu’da “günlük” denilmekte, nefes açıcı özelliğinden yararlanılan günlüğün bir başka yürek okşayan öyküsünü dinledim geçenlerde; beşikteki bebeklerin göğsüne konulan buhur hem onların nefesini açıp solunum yolu dertlerine deva olurken hem de annelerinin sıcaklığını kokusunu yanlarında hissetmelerini sağlarmış, tıpkı karanfil gibi.

Buhuru yakarken kullanılan genelde toprak olan münyatür mangallara ise buhurdanlık adı veriliyor. Buhur ve tütsü aynı zamanda ruhani ve manevi dünyada da çokça kullanılan objeler. Yeryüzünde pek çok din ve inanışta yerleri var. Ayin, tören ve dualar sırasında ortamı ruhani anlamda temizlemek, ortamdaki konsantrasyonu sağlamak ve boyut değişimine giden yolu açmak amacı ile de buhur ve tütsü asırlardır kullanılıyor. Pek çok inanışta kömür ateşi temsil ederken, buhurdanlık ise havayı ve havadaki duruluğu temsil ediyor.

Oman_047

Ekim ayında ziyaret ettiğim Umman Sultanlığı’nın sembollerinden biri de rengarenk elişi motiflerle süslenmiş, kırmızı toprak tütsü kaplarıydı. Çok keskin kokulu reçine topakları bu kapların içinde küçük kömür parçacıklarının korunda yakılıyor. Umman Sultanlığı’nın dünyaya açılan mis kokulu ticaret kapısı olan bu reçine topakları, ‘frankincense’ adını verdikleri buhur ağacından elde ediliyor ve tütsünün yanı sıra parfüm yapımında da kullanılıyor. Muscat’ın kapalı çarşısını gezerken bu renk cümbüşü karşısında hayrete düşüyorsunuz. Benim gibi burnu koku almasa da yoğun kokuların olduğu ortamları geniziyle algıyanlardan iseniz; rengarenk buhurların ve tütsü yağlarının olduğu dükkanları ivedilikle fotoğraflayıp çıkmalısınız ki; zira seçenekler yüzlerce… Bu satırları yazarken aklıma hafif irkilerek “Koku” filmi geldi. Her tenin her vücudun imzası gibidir taşıdığı koku değil mi? Ben yıllar önce koku alma duyumu yitirdiğimden beri aynı parfümü kullansam da, Umman’da dünyanın en pahalı parfümü olan “Amouge” parfümlerinin doğduğu mekanı ziyaretimde heyecanlandığımı itiraf edeyim, yakında o geziyi de paylaşırız.

Yüzyıllar geçerken; buhur, tütsü olur, tütsü iple asılan oda kokusu olur, buhur zaman ayarlı oda spreyi olur, buhur yağı, esans olur, esans parfüm olurken unutamadığım bir şey var:

Buhur Dağı ile Kınalı Ceylan’ın aşkı için yazılan masal, dilden dile yakılan ağıt…

TrackBack

TrackBack URL for this entry:
http://www.typepad.com/t/trackback/85541/17319488

Listed below are links to weblogs that reference Buhurdanlığı Okmeydanı’nda mı Oman’da mı yakıyoruz?:

Comments

Asude Hanim selamlar; sizinle tutsu konusunda bazi bilgi paylasimlarinda bulunmak isterim.Size nasil ulasabilirim acaba?
Saygilarimla

Sevgili Tijen Hanım,
Katkılarınız için çok teşekkür ederim, sizin yazılarımı okuduğunuzu bilmek beni çok mutlu ediyor. Günlük ile ilgili bilgileri Salihli'de yaşayan bir dostumdan öğrendikten sonra annesi ile teyidleşip, ardından da şifalı bitkiler üzerine yazılı yayınlardan araştırdığımda karşıma Amber, Sığla vb ağaçlar için aynı yorum çıktı. Özellikle satır aralarında verdiğim bilgilerin bilimsel dayanağına çok önem verdiğimi belirtmek isterim.
Sevgiyle kalın

Sevgili Asude,
Günlükle amber aynı şey mi bilmiyorum. Batı Anadolu'da yetişen günlük adında bir ağaç var. Yaprakları çınara benzer. Baharda çıkan filizleri yenir. Ağacın gövdesini çizerler, reçinesi akar, toplarlar. O reçine hem parfümeri endüstrisinde kullanılır hem de mide hastalıklarını tedavi etmede. Amber ağacı günlük müdür? Bilmiyorum gerçekten ama değil sanki.

Post a comment

If you have a TypeKey or TypePad account, please Sign In

Yazar Hakkinda...

Neler mi Okuyorum?

  • anthony bourdain: mutfak sırları
    "aşçılık dünyasından mahrem maceralar"
  • Yılmaz Karakoyunlu: Ezan Vakti Beethoven Perize
    Fonda ihtilal Türkiye'si, perdede Aşk... (****)
  • Saffet Emre Tonguç & Fatih Türkmenoğlu: Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 Yer
    Bir başucu ve sırt çantası kitabı. Acaba nereye gitsek sorularına 101 eşsiz yanıt

Neler mi Tadıyorum?...

  • ofiste ;) ofis 3 5
  • Pelit Pastanesi'nde Ekpa

Recent Comments

copyright © 2004-2007