Gönderilememiş Mektuplar...
Bugün bulutlar simsiyah sokağımı kaplayıp, pencereme hızlı yağmur damlarlı vururken; kucağımızda biriken gönderilememiş mektuplar geldi aklıma. Yazılıp da sonradan vazgeçilen değil, başlayıp da bitirilemeyen değil, alıcısı olmadığı için gönderilemeyen mektuplar. Alıcısı artık adresinde olamayacağı için, posta kutusundan mektupları alacak bir çift heyecanlı el olmayacağı için, postacı kapıyı çaldığında “kim o?” diye seslenen olamayacağı için gönderilemeyen mektuplar. Kendimi bildim bileli, 3. Sayfalarda okuduğum, haber bültenlerinin sonlarında rastladığım, kampanyalar düzenlenen, bir savaştan da daha çok ülkemize zarar veren, gençliğimizi yitirten, nüfusumuzu küçülten, ocaklar söndüren, ne yapıldıysa bir türlü önlenemeyen trafik canavarı yüzünden gönderilemeyen mektuplar. Bugün yüreğimi sıkan, boğan üzen haberlerin üstüne; gezi notlarımı düzenleyip sizlerle paylaşmak istediğim şu günlerde; mavi ile yeşilin dansettiği , azgın Karadeniz sularının dizginlendiği belki de güzelliği karşısında hülyalara dalarak sakinleştiği, o minicik rüya belde Amasra’da hüzün var. Bu hüzün ne yazık ki Türkan Şoray ile Kadir İnanır’ın aşkına dekor olan Amasra’da çekilen “Gönderilmemiş Mektuplar” filminin hikayesindeki hüzün değil. Biz gencecik bir değeri daha adına trafik canavarı denen o illete kurban verdik. İlk olmadığı gibi son olmayacağını da biliyoruz. Bu yıl ne yazık ki ben de o kadar üzücü haberler aldım ki bu canavardan; tanımadığım ama içimi yakan tüm haberlere ek olarak çok sevdiğim bir arkadaşımın 3 aylık eşini, çok sevdiğim bir ağabeyimi, aynı sıralarda okuduğum çok değerli bir foto muhabirini erkenden uğurlamak zorunda kaldım. Kendi kullandığım araç ile Diyarbakır yolunda bir kaza yaparak, verilmiş sadakam varmış cümlesini kurabildim. Ama herkes şanlı olamıyor. Hayat bize ne yazık ki her zaman gülen yüzünü göstermiyor, hayat her zaman gezilerden, insanlardan, keyifli hikayelerden de ibaret olamıyor, keşke olsa. Keşke hiç kimse yanımızdan isteğimiz dışında ayrılmasa, keşke hiçbirimiz “trafikte şakanın olmayacağını” unutmasak, keşke hepimiz kendimize ve çocuklarımıza araçlarımıza biner binmez emniyet kemeri takma alışkanlığını kazandırabilsek, keşke trafikte makaslar ata ata ilerlemenin keyif vermenin ötesinde başkalarını tehlikeye atmak olduğunu antabilsek, keşke uzun yola uykumuzu alarak ve dinlenmiş olarak çıkabilsek, keşke hız limitlerini aşmanın bize sadece 10 dak. Kazandırdığını görebilsek, keşke hiç hatalı sollamasak!! Keşke güzel ülkemin güzel toprakları hiç hüzünlü günler yaşamasa…
KEŞKE HİÇ KEŞKE DEMESEK…

ben, dinlemesini bilir isek, bir aptaldan bile bir şeyler öğrenileceğine inanırım. yine bu inanışımı sergileyeceğim. size bir şey diyeceğim sadece. yazılarınızı okudum, edebiyatınızıda beğendim. yazdıklarınız suyu izlemek gibi bir şey. yazılar akıyor sanki. o tip yazıyorsunuz..
" sanat ve hayat, sanat ve hakikat üzerinde fikri olmayan, fikir tasası çekmeyen edebiyatçı, bence, kuyruğu kıstırılınca ağlayan bir hayvancıktan farksız. "
( Necip fazıl kısakürek )
benimde en büyük hayalim bir kitap icra etmek. daha yaşımda genç. elimden geldiğince çabalıyorum. inşallah nasipsa yazacağım bir kitap.
şu Necip fazılın söylediği söz var ya, işte orada bizlere bir ders vardır. biz dünyevi şeylerle zamanımızı harcıyoruz. halbuki türk edebiyatının yüz akı böyle bir şeyi düşünme zahmetine bile katlanmamış. o yaratılışı kuracalan bir çilingirdi. dindar olduğu için anlaşılamadı.
ama bize ders varo sözde. belki bir şeyler anlarsınız.
ben kendimi size ders vermeye kalkışın bir insan olarak görmüyorum. yazımın başında bahsettiğim o aptal gibi görüyorum. beni bir aptal gibi alınız. sadece iyi niyetle söylemek istedim. türlü yazılar icra eden yazarlar bence kendi kuyruğu etrafında dönmekde. fikir tasasıda çektikleri yok. üstüne üstlük bütün bir toplum okuyor onları. aklı olmayanın aklına gelmez, derler. bunları okuyan insanlardanda bir şey beklemiyorum.
Posted by: ramazan | Friday, 05 October 2007 at 06:50 PM
Özlem'ciğim,
Hatırlamaz mıyım? Ve bir kez daha bu siteyi ve gezilerimi paylaşmak konusunda ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım. Ne güzel birbirimizi bulup uzakları yakın etmemiz. Ve ne güzel Erdek'te başlayan arkadaşlığımız. Sana ve eşine ömür boyu mutluluklar. Umarım en kısa zamanda karşılaşırız.
Sevgiyle ve hep burada kal.
Posted by: Asude on Özlem Sayman | Thursday, 02 August 2007 at 02:33 PM
Asude Merhaba,
Ben Özlem. Erdek te aynı sitede oturuyoruz(en öndeki apartman 2.kat) , çocukluğumuz o sitede geçti, umarım hatırlamışsındır.
Çok tesadüfi bir şekilde bu siteye ulaştım ve sen olduğunu görünce çok şaşırdım ve sevindim. 1 hafta önce eşimle Erdek teydim. ( bu arada bie buçuk ay önce evlendim:))Erdek te hiçbir değişiklik yok, herşey yerli yerinde. 20 senedir aldığım hazzı geçen hafta da aldım. İnsanda kesinlikle bir bağımlılık yaratıyor Erdek. Umarım geldikçe karşılaşırız. Şevkiye Teyzeme çok selamlar.
Posted by: Özlem Sayman (MEMİŞ) | Thursday, 02 August 2007 at 01:37 PM