Karadeniz'in Masası Trabzon
Karadeniz’i çevreyelen dik yamaçların üzerinde denize doğru uzanan, kiminin semaverde demlediği çayını içtiği, kiminin mısır ekmeğini bandığı kuymağını oturttuğu, kiminin fırından yeni çıkmış pidelerini yaydığı bir masa şeklindeki Trabzon şehrinin adı antik yunandan bu yana masa anlamına gelen Trapezus kelimesinden türemiştir. Trapezus bugünkü adıyla Trabzon; Evliya Çelebi seyahatnamesinde 2500 yıl önce Tuğra-Bozan adıyla yer almış, Aristo’nun Yunanca metinlerinde “köle satılan düz platform” diye teşbih edilmiş, Hamilton’un kitaplarında ise Trabzon’dan çıkarılan sikkeler üzerinde yeralan masa şekilleriyle de desteklenerek Trapezus diye zikredilmiştir. Trabzon’un kuruluşu İ.Ö. 8.yy.a dek uzanmaktadır. Merkezinde Yunanlıların çevre köylerinde bugünkü Lazların atası olduğu sanılan Kolkhların yaşadığı Trabzon, Antik çağ ve sonrasında Zigana geçidi üzerinden Ermenistan civarında üretilen ticari malların takas edildiği ticaret merkezi ve dış ülkelere satıldığı bir ihraç limanı özelliğindeydi. Bugün Türkiye’nin en önemli ticaret şehirlerinden biri olmasını tarihi boyunca Roma ve Bizans hakimiyeti görmesine, İpek Yolu’nun kollarından biri üzerinde kurulmuş olmasına borçludur. Yüzyıl başlarında Trabzon’a korku salan sıtma salgını nedeniyle sahil kesimini bırakıp kaçan yöre halkı kendine tepelerde bir yaşam sürmüş, salgının bitiminden sonra ise sahil kesimi özellikle Doğu Anadolu’dan büyük bir göz almıştır. Geçtiğimiz yıl açılan Doğu Karadeniz Sahil Otoyolu projesi ardından yerli halk yeniden sahil kesimine dönüş eğilimindedir.
İlk kez gidenlerin havaalanına iniş sırasında “acaba denize düşer miyiz?” diye hafif bir endişe ile indiği Trabzon; insanı her adımda şaşırtır. Çatık kaşlı, sert mizaçlı, iri kemikli Trabzon halkı başlangıçta size biraz mesafeli yaklaşsa da; sohbet aileye, köklere, en çok da futbola geldiğinde birden bire sımsıcak kavrayıverir sizi. Belki de kendi ile en barışık yöremiz olan Trabzon’un ilk ve en eski 5 yıldızlı otelinde konuklara odalarda “Karadeniz Fıkrası” kitabı hediye edilmesi de bu tevazunun bir göstergesidir. Ayrıca; Karadeniz’den giderek Yunanistan’a yerleşmiş olan ve Ponti olarak adlandırılan topluluktada Laz fıkraları dilden dile anlatılmaktadır. Yalnızca isimler değişmiş; Temel olmuş Yorgo, Fadime olmuş Simela…
Türkiye’nin her dönemde en önemli memleket meselesi olan futbolun hayata yansımasının en önemli izleri yine Trabzon’da çarpar gözünüze. Sahil şeridi boyunca serpiştirilmiş Trabzonspor’a ait tesisler, caddelerde satılan Trabzonspor atkıları, sokak arasındaki Trabzonspor müzesi, ve kahve sohbetlerinin baş konusu Trabzonspor 1976 yılında Lig şampiyonu olmasının ardından günümüzde de 3 Büyükler deyimini 4 Büyükler olarak değiştirme çabasındaki en önemli Anadolu takımlarındandır.
Yüzyıllardır yan yana yaşayan Rum, Ortodoks, Müslüman halklar kültür çeşitliliğinin yanı sıra, halk danslarının, el sanatlarının ve mimarinin de en önemli örneklerini vermişlerdir. Çarşı Camii, 14. Yy Ceneviz eseri Bedesten, surlar, Ayasofya Kilisesi ( fresklerinde Hz. İsa’nın hikayesi nefes kesici olarak betimlenmiştir), Ayvasıl Kilisesi, Kızlar Manastırı, Atatürk Köşkü, Ortahisar evleri bu örneklerin günümüze dek gelen en önemli eserleridir.
devamı var...


Merhaba T:D
Ne yapacaksın? Bizim buralarda da Demel Pastanesi'nin turtaları bulunmuyor:) Şaka bir yana çok yakında Trabzon pidesi özel sayımızla karşınızda olacağım.
Posted by: Asude on T:D | Monday, 20 August 2007 at 12:36 PM
pdeleri gördüm, as erdim, gittim pizza ismarladim, ne yapalim gavur ellerde her dakika pide bulunmuyor :D
Posted by: Smile - sunshine is good for your teeth. T:D | Thursday, 02 August 2007 at 03:04 PM
Nagehan'cığım,
Tüm puslu havaya rağmen o gezide içimi ısıtan dostlardan birinden bir yorum:) İnan bu yazının bu kadar geç kalmasında, ya da birden ortaya çıkmasında Ayşe Arman'ın hiç payı yok:) Sevgiyle ve hayatımda kal.
Posted by: Asude on nagehan | Thursday, 02 August 2007 at 12:16 PM
nerelerdeydiniz sayın müdürüm:D bu yazı ne kadarda geç kalmış,fotoğrafları hatırladım sanırım ,birde adamın kuzusu ile nasıl oynadığını hatırladım şimdi bu keyifsiz halimde yüzümde gülücükler belirdi..
Posted by: nagehan | Thursday, 02 August 2007 at 12:09 PM