En son yalanımızı neye söyleyeceğiz?
Eskiden dar karayollarında ilerlerken ne zaman bir köprü görsem üzerinde uzaktan seçilemeyen ufak tabelasıyla hemen arabanın arka koltuğunda doğrulur, köprünün altından hızla & coşkuyla akan suyu izlerdim, heyecanla. Şimdiyse uzunca bir zamandır, yani küstürdüğümüzden beri suları, pınarları, dere yataklarını, yağmur bulutlarını her umutla doğrulduğumda arka koltukta kurumuş çatlamış yataklar ile kuru topraklar üzerindeki yaşam kalıntıları ile karşılaşır oldum. Güzel yurdumun bahar gelmiş memleketlerinde bile görüntü iki ileri bir geri aynı neredeyse. Geçtiğimiz hafta Gölbaşı'ndaydım. Ankara'nın o meşhur sayfiye yeri Mogan Gölü'nün kenarındaydım tam da. Sular çekilmiş; sizdeyin 4 ben diyeyim 6 metre. Ördekler toplaşmış öbek öbek kıyıda. Karabatakların dalıp çıkacak yeri kalmamış, balıkları ise uzun zamandır gören olmamış. Nereye gidersek gidelim durum aynı. İstanbul’da İzmir’de, Bursa’da barajlardaki doluluk oranı %13 e gerilemiş. Oysa ki şundan belki 5 yıl önce hatırlamıyor musunuz? Haber bültenlerinde “barajlardaki doluluk oranı %100 lere ulaştı” başlıklı haberleri. Bugün büyük deha Sezen Aksu’nun kendi sitesinde yayınladığı yazısında; bir Çin Atasözü’nden bahsediyordu. “ Sular yükselince; balıklar karıncaları yer. Çekilince de karıncalar, balıkları.” Tarihin ilk çağlarından beri dünyanın ve insanlığın akibetine suyun karar verdiğinin en önemli kanıtı değil mi sizce de bu atasözü. Tarih derslerinde biz öğrenmedik mi hep uygarlıkların önemli su kenarlarında, delta ovalarında kurulduğunu. Yıkanmayı, el sabunlamayı, diş fırçalamayı bir kenara bıraktım da dünya elimizden gidiyor farkında mıyız? Kuruyoruz farkında mıyız? Yakında ne balık kalacak, ne de karınca… Ya sıra arılara gelince… O zaman kenarına çöküp başımızı ellerimizin arasında alıp ağıt yakacak bir su bile bulamayacağız. Yine Sezen’in bir şarkı dökülüveriyor dudaklarımdan; her yer kuruduğunda “ son yalanımızı söyleyeceğimiz, alıp akıtıp götürecek bir su bile kalmayacak”

Kuraklik sadece istatiksel bir olay. Türkiyede her 7 sene bir hafif ve her 14 sene bir sert kuraklik oluyor. Veriler bunlari gösteriyor.
Posted by: Türkei | Wednesday, 20 February 2008 at 02:48 PM
Suat Bey, Doğanın dünyanın insanların dengesinin değişmemesi en büyük dileğimiz. Özellikle de dünyadaki dengeleri değiştirmek adına mücadele verilmemesi tüm ibrelerin barıştan yana olmasını diliyoruz.
Posted by: Asude on Suat Tekin | Thursday, 25 October 2007 at 06:42 PM
Balığı çok seviyorum.Karıcaları'da.
Doğanın dengesinin değişmemesi,
hep dileğim...
Su ,vaçgeçilmez olgu.
Tek dileğim herkesin bu konuda duyarlı olması...
Posted by: Suat Tekin | Wednesday, 10 October 2007 at 11:43 PM