İnsan bazen biraz kendi kendine kalmalı...
Geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşımla telefonda konuşuyordum. Bu aralar neler yaptığımla, nerelere gidip neleri tattığımla ilgili konuya geldiğimizde; uzunca bir sessizlik ve düşünme süresi geçirdim. Hiç gizlemeden ona bir süredir aslında çalışmaktan başka bir şey yapmadığımı anlattım. Evet bir süredir galiba gerçekten hiçbir şey yapmıyorum. İşe gidip gelmenin ötesinde zamanımın %90 ını salondaki bordo koltuğumda; elimde kitaplar ve televizyon kumandası ile geçiriyorum. Ama telefonda vardığımız ortak nokta; insanın bazen bedeninin & zihninin ona yolladığı mesajları dinlemesi ve biz kez olsun onun istediklerini yerine getirmesiydi. Bunun adına kimileri depresyon, kimileri içe dönmek dese de; ebeveynler “yorgunsun kızım tabii ki yatacaksın” dese de geçirdiğim bu 1,5 aylık süre bana gerçekten çok iyi geldi. Zaman zaman kendime itiraf ettiğim gibi belki de bu sürecin sebebi duygusal bir kırgınlık ya da kabullenmesem de bir mağlubiyet olabilir ; ya da fazla seyehat edilen bol uçak biletli bir dönemin ardından ev hasreti de olabilir ama beni iyileştirdiği kesin! Her zaman dediğim gibi sürece değil sonuca bakmak lazım. Evet tamam kendime hiç bakmamış olabilirim, saçlarımı 4 aydır boyatmıyor ve kısmen kırlaşmış şakaklara sahip olmuş, eskisi kadar şık giyinmemiş hatta bazen rüküş bile olmuş olabilirim, “bu kadarı da pes! Tanınmaz haldeler” başlıkları ile afişe edilen Hollywood starları (!) gibi diz yeri yapmış eşofmanlar ile caddelerde gezmiş, gece 22:00 den sonra pijamalarımla kuruyemişçide paparazzilere yakalanmış, “bu da makyaj güzeliymiş” yorumlarına yol açarak makyajsız ortalarda gezinmiş olabilirim; ama iyi ki de yapmışım, şimdi bu satırları yazarken kendimle pek eğlendim. Aslında benim hiçbir şey yapmadım dediğim bu zamanda pek çok kişiden daha fazla şey yaptığımda söylenebilir; okunan bir sürü süreli yayın, pek çok farklı türden ( felsefeye dair, dünyanın kökenine inen, bazen sadece sabunun püf diye üflenen köpüğü, çok mühim bir şahsiyetin biyografisi …liste uzar, gider ) onlarca kitap, ve abartmıyorum 100’lerce film ve bölümlerce dizi ve yepyeni bir yaş. Kendimi dinginleştirirken yanaklarımı da dolgunlaştırdığım kesin ki geçenlerde karşılaştığım bir arkadaşım ki kendisinin de çok zayıf olmadığı ortada “etlenmişsin butlanmışsın” dedi. Bu dönemde kazandığım çok önemli bir dost var ki katkıları yadsınamaz! “Marin Frist”. ABC nin hafif komedi yapımlarından “Men in Trees” bu dönemde en iyi arkadaşım oldu, tam da ihtiyacım olduğu anda 2 bölüm üst üste Fox Life’de belirerek. Dudak bükenler varsa biraz daha düşünsün çünkü o benim yeni idolüm! Bir gün dünyaca ünlü bir best seller yazarı ve ilişki koçu iken; herkesten her şeyden kaçıyor ki - işte bu noktada Carrie Bradshaw’dab bir basamak üste taşıyor kendini- Alaska’da Elmo adlı bir kasabaya yerleşiveriyor, tanrı hepimize kısmet etsin!
İş seyahati için evden çıkmak zorunda kaldığım günlerin birinde kendimi Elmo'da bulamadım ama Gaziantep’te Elmacı Pazarı’nda buluverdim. Yemenici Hayri Usta’nın dükkanını gördün mü diye sordu yaşlı bir amca. Aklıma hemen Açıkhava konserinde Sezen’imin giydiği yemeni elbise geldi ama yanılmışım… Dükkana yaklaşırken anladım ki; yemeni astarsız elde dikilen ve bir eşi daha olmayan deri ayakkabıymış. Ve bu dükkanın ünü gerçekten sınırlarımızı aşmış. Hayri Usta ölmüş ama çocukları geleneği sürdürürken aynı zamanda global dünyada özel bir marka olmanın gururunu da yaşamışlar. Dükkanın duvarında bulunan Brad Pitt’in “thanks fort he boots” diyerek imzaladığı bir fotoğraf da cabası. Antep’te kalan bu tek imalatçı aile yaptıkları ürünlere Truva ve Harry Potter filmlerinde rol verilmesini de sağlamışlar. Pek çoğunu turistik yörelere gönderdikleri renk renk çeşit çeşit deri terlikleri tesadüfen Dalyan’a tatile gelen Warner Bross kostüm departmanından bir görevlinin fark etmesi ile başlayan bu Amerikan Rüyası, Truva filminin tüm ayakkabılarının Gaziantep’teki bu ufacık imalathanede yapılması ile gerçek olmuş. Bu başarılı ortak çalışmanın dükkan çalışanlarının tarzı ve yaklaşımında da farklılığa yol açtığı kesin. Fazla soru sormamanızı ama emeklerini alkışlamanızı öneririm.


güzel sözler, aşk hikayeleri, anlamlı sözler, hikayeler, güzel sözler sevgi sözleri bulanabileceğiniz bir web sitesi.
mirc - film izle - java
Posted by: Monika | Sunday, 27 April 2008 at 10:38 PM
Merhaba,
Bu ara gerçekten ruhumu usul usul okşuyorum, tıpkı geçen hafta sonu alıp onu en çok istediği yerlerde ege kıyılarında dolaştırdığım gibi... Ama sizleri de özlüyorum.
Posted by: Asude on Tijen | Thursday, 31 January 2008 at 10:53 AM
asudem yüreğine sağlık ayy cok güldürdün beni....canım benim senide kalemınıde çok özledimmm
Posted by: nagehan | Sunday, 20 January 2008 at 10:58 PM
Hoşgeldin! Bazen sessizlik iyi gelir. Hayatın anlamını bulmamıza yetmese de, dinginleştirir (yahut tam tersi...)
Maraş'taki yemenici ustalarını da tanıdın mı diyecektim. Çok güzel yemeniler yapıyorlardı.
Posted by: tijen | Monday, 14 January 2008 at 05:37 PM
Hoşgeldin! Bazen sessizlik iyi gelir. Hayatın anlamını bulmamıza yetmese de, dinginleştirir (yahut tam tersi...)
Maraş'taki yemenici ustalarını da tanıdın mı diyecektim. Çok güzel yemeniler yapıyorlardı.
Posted by: tijen | Monday, 14 January 2008 at 05:37 PM
Sevgili Asude, uzun bir aradan sonra yine çok hoş bir yazı yazmışsın. Ayakkabılara namıdiğer yemenilere bayıldım.
Daha sık yazman dileğiyle...
Posted by: evvelzamanicinde | Thursday, 27 December 2007 at 06:08 PM